Bir Garip


Yıkıntıların arasında kaldı iki yürek!

Yıkıntıların arasında kaldı iki yürek biri babaanne biri torun kurtarılmayı beklerken can verdiler.


 

Yıkıntıların arasında kaldı iki yürek biri babaanne biri torun kurtarılmayı beklerken can verdiler. Çaresizliğin dibe vuruşu anne önceden çekmiş gitmiş birde anasız kalmış çocuk. Ya yoksulluk toprak evin damında yitip giden çocukluk. Sistemin hatası çileyi çeken cefakar Anadolu kadını.Tek bir ineğiyle torununa süt içiren babaannenin yası. İkisi de öldü gitti birbirlerine kenetlenmiş elleri tozun toprağın içinde işte bunlar da böyle yaşamı terketti.Hangi birine üzülesin yanasın, dert çok gardaş oturup ağlayasın. Gözümde bir damla yaşım kalsın onuda isteme benden sen çok gaddarsın. Yağmur yağdı üstüme yoksa sen bana küstün mü ne? işte öldük gittik, bizi kurtarmaya gelmediniz mezarımızın üstünde bari çiçek yetiştirin. Susuz bırakmayın bizi toprağımıza gül dikip su dökün.

Babaannemle, dedem bahçeye domates, biber, salatalık ekerdi bizi doyurmak için çok çileler çekerdi. Şubat'ın altısı o gece çok kar yağmıştı babaannem dedem dünyanın tatlısı,sobanın yanı başında uykuya dalmıştı. Çocukluk halimle onların yüzüne son bakışımdı. Dedeme babama hasret gidecekmişim daha henüz körpe bir canmışım. Ölmeye hazır değilim ne bahtsızmışım. Suç kimin şimdi toprak evde minicik bedenim çaresizce kurtarılmayı bekledi.Ölüme meydan okuyamam ki bedenimde can tükendi. Oysa yaşamak gerekti şimdi hayallerimiz toprağın altında birikti. Belkide bizi cennet seçti.

Ben sana şunları söylemek isterdim toprağı ellerimle deştim.Henüz taze gül çiçektin masum yavrucak ölmek için henüz çok gençtin.