Sağlık hizmetlerinde insansız hava aracı destekli bir gelecek kapıda mı?

Sağlık hizmetlerinde insansız hava aracı destekli bir gelecek kapıda mı?

COVID-19 pandemi sürecinde İtalya’da Messina Belediye Başkanının yasağa rağmen sokağa çıkan vatandaşları drone ile ikaz ettiği görüntüler sosyal kısıtlamalar çerçevesinde ilginç bir temas izleme stratejisi olarak zihinlerimizde yer

COVID-19 pandemi sürecinde İtalya’da Messina Belediye Başkanının yasağa rağmen sokağa çıkan vatandaşları drone ile ikaz ettiği görüntüler sosyal kısıtlamalar çerçevesinde ilginç bir temas izleme stratejisi olarak zihinlerimizde yer etmişti.

 

Tüm dünyayı etkisi altına alan bu sürecin yüksek risk altında hizmet veren sağlık çalışanlarında doğurduğu tükenmişliğin gelecekte salgın, afet, acil durum modellemelerinde yapay zeka ve teknolojik yardımların daha fazla yer bulmasının önünü açacağı düşüncesindeyiz.

 

Bu süreçte ev izolasyonundaki hastaların, servislerde ve yoğun bakım ünitelerinde yatmakta olan hastaların ilaç, tıbbı malzeme ve gıda gibi temel gereksinimlerinin sağlanmasında, numune alımı ve transferinde insan gücü yerine makine gücü kullanımının teması ve bulaşı azaltacağı aşikardır.

 

Gelin sizlerle bu köşede özellikle temel sağlık hizmetlerinde kullanımı gündemde olan insansız hava araçlarına sağlıkçı perspektifinden dünya genelindeki sağlık haberleri ve tıbbi literatürler eşliğinde göz atalım.

 

Toplumlara temel sağlık hizmetlerinin sağlanması kolay bir organizasyon değildir. Droneların, kan temini, aşılama, doğum kontrolü sağlama gereçleri, yılan ısırığı antiserumu ve diğer tıbbi malzemelerin, gıda ürünlerinin kırsal bölgelere ulaştırılmasını mümkün kıldığı gösterilmiştir. Acil tıbbi müdahale gerektiren durumlarda bu sistemlerle dakikalar içinde hastalara ulaşımın sağlanabilmesi bazı durumlarda yaşam ile ölüm arasındaki fark demektir.

 

İnsansız hava araçları ilk olarak 2010 yılında ABD’nin Haiti depreminde felaketin vurduğu bölgelere gıda yardımı ve tıbbi malzeme ulaştırmak için denenmişti.

 

Sık sık deprem ve tsunami gibi doğal afetlerle mücadele eden Japonya olası bir senaryoda kriz kontrolü, vatandaşların bulunması, kurtarılması, tahliyesi amacıyla 2017 yılında Shinjuku şehrinde hoparlör ve kamera eklenmiş özel droneları test etmişti.

 

Ruanda’da dağlık kırsal alanlara, sadece deniz yolu ile ulaşılabilen bölgelere kan ve aşı taşımak böylece doğum sonrası kanama yaşayan kadınları kurtarmak, çocukları aşıyla önlenebilir hastalıklardan korumak için drone kullanımı UPS Vakfı, Zipline ve Gavi firması, ulusal aşılama platformunun işbirliğince denenmişti.

 

Pandemi döneminde ülkemizde bağışçı azalması, kan/kan ürünü kullanımının belirli tıbbi nedenlerle artış göstermesi nedeniyle ulusal ve özel kan merkezlerinden ürün temininde klinikler düzeyinde sıkıntılar yaşandığı, kanın bulunması halinde de merkezler arası uzun transfer süreleri nedeniyle özellikle acil kanamalı hastalarda ihtiyaca cevap vermediği için  hasta yakınlarından donör olarak tam kan temini yoluna gidildiği bilinmektedir. Bu alanda insansız hava aracı kullanımının hızlı transfer imkanı sağlaması açısından kıymetli olacağı düşüncesindeyiz.

 

Aşılama alanında ülkemizde sadece belirli merkezlerde bulunan ve ilk doz uygulanımı için öneri 0. saat -mümkün olan en yakın zaman- olan kuduz aşısının merkezler arası temininde değerli olabileceğini düşünmekteyiz. Kuduz aşısı ve yılan antiserumu ile ilgili Ruanda’da yapılan modellemeler zor coğrafi noktalara bile 15 dakika içerisinde gerekli desteğin ulaştırılabildiğini ortaya koymuştur.

 

Kan/kan ürünleri ve aşı transferlerinde ısının ve sürenin önemi bilinmektedir. 2016-2017 yıllarında yapılan bilimsel çalışmalarda eritrosit, trombosit süspansiyonları ve taze donmuş plazmanın drone ile taşınımında eritrosit hemolizinin daha az olduğu, trombosit sayısında, ph, mpv gibi parametrelerde belirgin değişiklik olmadığı, kısa transfer süresi nedeniyle ideal transfer koşulları ve ısının sağlanabildiği gösterilmiştir.

 

Saha hekimliğinde insansız hava aracı ile ilaç, gıda, tıbbi ekipman, kan/kan ürünü teminine son 10 yıllık süreçte özellikle ABD kökenli militer yayınlarda yer verildiği görülmektedir.

 

2019’da ABD’de ve İsveç’te hastane dışı kalp krizi ve kardiyak arrest olgularında ambulansın saatler içerisinde ulaştığı bölgelere  drone sistemleri ile dakikalar içerisinde otomatik eksternal defibrilatör sağlanımının altın dakikalarda müdahale oranını arttırarak spontan dolaşımın geri dönüşü ve sağkalım yüzdesini arttırdığı gösterilmiştir.

 

Küçük iç mekan droneları Almanya’da ilaç, İsviçre’de çeşitli laboratuvar numunelerinin transferi için kullanılmıştır.

 

Avrupa ülkelerinde yenilenmesi ve organizasyonu daha maliyetli bulunan pnömatik tüp sistemleri yerine hasta numuneleri, ilaçlar ve evrakların bir yerden bir yere taşınmasında dronelar denenmektedir. Gelecekte acil durumlarda hemşirelerin crash cart sistemi yerine bir akıllı telefon uygulamasıyla ihtiyaçlarını belirterek X odasına tıbbi gereç ve ilaç sağlanmasını talep edebilecekleri dronelar programlanmaktadır.

 

Yaşlı nüfusa evde bakım hizmetleri sunumunda denenen bu sistemlerle  kişilerin bakımevleri ve palyatif destek üniteleri yerine ihtiyaçlarının  kendi yaşam alanlarında karşılanması hedeflenmektedir.

 

Avrupa ülkelerinde, bakımevleri ve palyatif destek ünitelerinde triajın ve drenajın sağlanması, bu bağımlı nüfusla ilgili sağlık sistemindeki yüklenmenin rahatlatılması ve sağlık harcamalarının kontrolü açısından insansız hava aracı yardımlı sağlık hizmeti sunumu denenen bir modeldir.

 

Tabii ki her uygulama gibi insansız hava araçlarının da geliştirilmesi gereken yük kapasitesi, pil ömrü, yazılımsal kurulumlar gibi kısıtlılıkları mevcuttur. Fakat pek çok ülkede, pek çok alanda pilot uygulamaları mevcut olan bu ekipmanların gelecekte sağlık alanında da bizlerin yardımcısı olacağı bir gerçektir. Belki de çok yakın bir gelecekte...(medkritik)

 

ASİSTAN HEKİM SEHER İREM KIRAN